***
--------------------------------------
Kısaca Okçuluk
Okçuluk sporu,açık hava ve salon okçuluğu olarak yıl boyunca yapılabilen çok zevkli bir spordur. Açık havada erkek sporcular,90m.,70m.,50m. ve 30m.’den,bayan sporcular 70m.,60m.,50m. ve 30m.’den ok atışı yaparlar.Her mesafeye 36’şar ok atılıp,toplam 144 ok atışı yapılır. Ok atışları;uzak mesafelerde 6’şar okluk serilerle,yakın mesafelerde 3’er okluk serilerle yapılır. Bireysel ve takım eleme tur atışları 70m.’den yapılır. Salonda 18 m.’den 60 ok atışı yapılır.Bireysel ve takım eleme tur atışları 18 m.’den yapılır.Hedef kağıdının en ortasındaki sarı renk 10 puan,dış sarı 9 puan,iç kırmızı 8 puan,dış kırmızı 7 puan... dır.Yarışma kıyafeti rengi beyazdır.Bayanlar beyaz etekte giyebilirler.3 ok atışı için verilen süre 120 sn.dir.Yarışmalar hakemlerin gözetiminde ve kontrolünde yapılır.Her sporcuya sırt numarası takılır ve sporcular oklarına isimlerini mutlaka yazarlar.Hedef kağıdından oklarını çeken sporcu ok deliklerini işaretler, daha sonra herhangi bir ok çarpar düşer veya hedefi deler ise tespit edilmesi için. Hedef kağıdına vurulan okların puan kağıdına yazılmasını hakem ve sporcular yapar. Okçuluk yıl içinde 7 ay açık havada 5 ay salonda yapılır. Türkiye çapında 6-7 adet açık hava,3-4 adet salon okçuluk yarışması yapılır.Her yarışma Milli Takımlar için seçme niteliğindedir.
Büyükler,gençler,yıldızlar ve minikler olmak üzere dört kategori üzerinden gruplandırılır. Okçuluk gelişmiş malzemeye ve güzel tekniğe dayanan mukavemet gerektiren zor ama zevkli bir spor dalıdır.Kişiye; mücadeleci bir ruh,konsantrasyon,
koordinasyon,enerjisini planlı kullanmayı ve vücut sağlığı kazandırır. Okçuluk malzemeleri yurtdışından getirilip pahalı malzemelerdir.Malzemeler kişiye özel hazırlanır.Tecrübe,bilgi ve itinayla hazırlanması gereken okçuluk malzemeleri sporcunun bir parçasıdır.
Kocaeli Bölgesi’nde okçuluk sporu 1989 yılından itibaren Petkim Spor bünyesinde ve Petkim Spor tesislerinde yapılmıştır.Şu an Okçuluk branşında faal olan kulüp Gençlik ve Spor Kulübü’dür. Okçuluk antrenmanları Atatürk Spor Salonu yanındaki Okçuluk Atış Poligonunda yapılmaktadır.
Günümüze kadar 150 civarında Türkiye çapında derece elde edilmiş olup, 5 milli sporcu yetişmiştir. Halen 4 Türkiye rekoru da bölgemiz sporcularından Dinçer Ekiz’e aittir.Hasan Kılıç Üniversite Türkiye rekoru sahibidir.5 Milli sporcumuzun hepside Dünya ve Avrupa Şampiyonalarına katılmıştır.Hocamız Rıdvan UZUNTAŞ; 1989 Yılından 1991 yılına kadar fahri antrenör olarak görev yaptığı Kocaeli bölgesinde 31 Aralık 1990 tarihinden itibaren kadrolu olarak görev yapmaktadır. 1996-1997 Yıllarında Compound Yay Milli Takım Antrenörlüğü yapan UZUNTAŞ,1997 yılında İstanbul'da yapılan Salon Dünya Şampiyonası'nda antrenör olarak görev yapmıştır.1998 Yılında Kara Harp Okulu’nda okçuluk sporunu başlatıp ve okçuluk antrenörü olarak askerliğini yapmıştır.İktisat Fakültesi mezunu olan UZUNTAŞ, Osmanlı Okçuluk Tarihi ve Günümüz Okçuluk Atış Teknikleri üzerine yedi yıldır araştırma yapmaktadır.
Okçuluk sporu olimpiyatlara 1972 Münih olimpiyatlarında dahil olmuştur.Dünyada en başarılı ülke Güney Kore’dir.Türk okçuluğu zaman zaman başarılı olsa da istikrarlı bir
çıkış yaşayamamıştır.Okçuluk sporunun yayılması ve başarılı olması için antrenör,malzeme ve saha sorununun çözülüp okullara inilmesi gerekmektedir.
Türkiye Okçuluk Federasyonu, Uluslararası Okçuluk Federasyonu’na (FITA) üyedir.FITA Başkanı Prof.Dr. Uğur Erdener’dir.Sayın Erdener,Uluslararası ilk ve tek Türk Federasyon Başkanıdır.
Rekor Kırdı, Hayatını Kurtardı :
Özbay Güven, Osmanlı Devleti'nin sporcuyu anında ödüllendirdiğini de belirtiyor. "Osmanlı sporcuyu hem korur, hem de anında mükafatlandırırdı. Osmanlı'nın sporcuya değer vermesini size bir örnekle anlatayım. Solak Sinan Subaşı, Fatih Devri'nin en büyük kemankeşlerinden birisiydi. Okmeydanı'nda da 1200 gezin üzerinde iki rekoru vardı. Sinan Subaşı, Silifke Kalesi'nin komutanıyken Karamanoğulları kaleyi ele geçirince Fatih öldürülmesi için ferman verdi. Fakat o sıralarda Sinan Subaşı rekorlar kırdığı için padişah kendisini affederek 'Kanını menziline öndül (ödül) koydum' dedi".
Fatih'in Oku :
Ayasofya'ya girdikten sonra Fatih , bir ok çekip '' alametim olsun '' diyerek Ayasofya kubbesinin ta ortasına attı.Bu okun yeri halen görülmektedir. ( Evliya Çelebi Syehatnamesi 1.Cilt Syf::76,Çeviren : Mehmet ZILLİOĞLU )
OK
Yavuz Sultan Selim Han’ın önünde
Ok atan ihtiyar Bektaş subaşı,
Bu yüksek tepeye dikti bu taşı,
O gazi hünkarın mutlu gününde.
Vezir, molla, ağa, bey takım takım,
Güneşli bir nisan günü ok attı.
Kimi yayı öptü, kimi fırlattı;
En er kemankeşe yetti üç atım.
En son Bektaş Ağa çöktü diz üstü,
Titrek elleri ile gererken yayı,
Her yanadan bir merak sardı alayı,
Ok uçtu hedefin kalbine düştü.
Hünkar dedi : “ Koca! Pek yaman saldın
Eğerçi bellisin benim katımda,
Bir sır olsa gerek bu il atımda,
Bu sihirli oku nerden aldın? ”
İhtiyar, elini bağrına soktu
Dedi ki : “İstanbul muhasarası
Başlarken aldığım gaza yarası
İçinden çektiğim bu altın oktu.”
Yahya Kemal.
Kısaca Okçuluğun Tanımı
İnsanlığın varoluşuyla eş zamanlı olarak ok ve yay insanla birlikte gelişmiştir. Ok ve yay ; insanın silahı,arkadaşı,sırdaşı ve güvencesi olmuş, her uygarlık ok ve yayı biraz daha geliştirmiş, günümüze kadar getirmişlerdir.Ama temelde çalışma prensibi değişmemiştir ; uygun kalınlıkta ve uzunlukta düz bir ağaç dalını hafif eğip, iki ucundan bir sicimle gergin olarak bağlanıp, daha ince ucu sivriltilmiş uygun uzunluktaki düz bir dalıda sicimin üstüne yerleştirip, sicimi çekerek dalı gerip dalın esneme gücü sayesinde sivri uçlu dal parçasını uzağa fırlatmak, ok atmaktır.* Okçuluk; insan, yay ve oktan oluşur,amaç uzaktaki hedefi vurmaktır.Okçuluk günümüzde son derece modern malzemelerle ve kurallar çerçevesinde yapılan olimpik bir spor dalıdır.Ok atmanın en çekici ve güzel tarafı uzaktaki bir cismi vurmanın hazzıdır.Ok atan kişi bedenini ve ruhunu eğitip; kendisini maksimum düzeyde kullanmasını öğrenir. Okçuluk sporu yapılırken ilk önce emniyet tedbirleri mutlaka alınmalı,kimseye zarar vermiyecek bir mekanda okçuluk çalışmaları yapılmalıdır. Okçuluk sporu günümüzde gelişmiş malzemelerle yapılmaktadır ve tekniğe dayalı bir spordur, bu nedenle ilk etepta tek başımıza ok atamayız mutlaka bir antrenöre ihtiyacımız olacaktır.
Dünya'ya okçuluğu öğreten Osmanlı'lar olmuştur.Avrupalı okçuların rekor ok atışları 300 m. iken, Osmanlılarda 600 m.ye ok atamayan okçu bile olamıyordu.Yıllarca Ok Meydanlarında talim yapılıp rekor ok atışları yapılmıştır.Osmanlılar zamanında kuralları konulup, bu günkü kulüp anlayışında dernekler kurulmuş, usta çırak ilişkisi esasına dayalı, hem sporcu hemde asker statüsünde okçu yetiştirilmiştir.Osmanlı yay ve okçuluk dükkanları yıllarca okçuluk malzemesi üretmişlerdir.Osmanlı'ların yaptıkları yay ve oklar günümüze kaynak olmuş;günümüzde kullandığımız yay ve oklar Osmanlı'lardan taklit edilerek yapılmıştır.
Günümüzde okçuluk sporu,açık hava okçuluğu ve salon okçuluğu olarak yaz kış yapılabiliyor.Açık hava okçuluk mesafeleri 90 m. ile 30 m. arasında değişmektedir.Salonda 18 m.den ok atışı yapılır.Tabii ki kurallara bağlı kalınarak yapılan okçuluk sporu olimpiyatlarda da yer almaktadır.Olimpik dalda Dünya'da en başarılı ülke Kore'dir.
Okçulukta yaş sınırı yoktur,60 yaşında Dünya şampiyonu olmuş sporcular vardır,bu nedenle her yaş kesimi tarafından tercih edilir.
Okçuluk Türk'lerin Ata sporudur; sahip çıkalım,kendimiz ok atalım, çocuklarımıza ok atmasını öğretelim.Tabii ki ilk önce emniyet tedbirlerimizi alarak... Saygılar. **
( * = Bu tanım Rıdvan UZUNTAŞ tarafından yapılmıştır. ** = Bu yazıyı Rıdvan UZUNTAŞ
yazmıştır. )
Cumhuriyet Döneminde Türk Okçuluğu
1923-1937 yılları arasında, eski Türk okçularının ailelerinden gelen üç beş kişi, aralarına hevesli gençleri de alarak İstanbul’un çeşitli semtlerinde ok atışları yaptılar. Ve bu sporu yürütmeye çalıştılar. Türk okçuluk tarihinin efsanevi ismi Tozkoparan’ın ikinci kuşak İbrahim ve Bekir Özok ile türk okçuluğuna ilk kitabı armağan eden Mustafa Kani’nin torunu Vakkas Okatan, bu spora yakın ilgi duyan Prof. Necmettin Okyay, Hafız Kemal Gürses ve yine o devrin Beyoğlu Vakıflar Müdür ve Milli Sporlar Federasyonu Başkanı Baki Kunter’in girişimleri sonucu kurulan “Okspor Kurumu” adındaki kulüp, Cumhuriyet Dönemimizin ilk ciddi atılımı oldu. İstanbul Beyoğlu Halkevi’nde Ulu Önder Atatürk’ün direktifleri ile ve milli sporumuz okçuluğun canlandırılması amacıyla 1937 yılında kurulan bu kulüp Atatürk’ün ölümünden sonra himayesiz kaldı ve dağıldı. İlk bayan okçumuz Betür Diker’dir.
1931 yılında Uluslararası Okçuluk Federasyonu (FITA) kuruldu. Türkiye 1955 yılında 16. üye olarak katıldı. Tüm dünyada okçuluk sporunun gelişimi için oldukça disipline bir çalışma içinde bulunan FITA’nın bugün 80’e yakın üye kuruluşu bulunmaktadır. Kore,Rusya, İtalya, Japonya gibi büyük rekortmen sporculara sahip ülkeler bizden çok sonra bu kuruluşa üye oldular.
Cumhuriyet dönemimizde okçuluğun yok olmaya yüz tuttuğu yaklaşık 15 yıllık bir süreyi takiben, eski okçulardan Bahir Özok’un oğlu Fazıl Özok 1953 yılında devrin cumhurbaşkanı Celal Bayar ile temas sağlayarak, desteğini aldı ve okçuluk sporu o yıllarda, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü bünyesine alınarak Atıcılık Federasyonu’na bağlandı. 8 Mart 1961 tarihinde ise, Atıcılık Federasyonu’ndan ayrılarak bağımsız bir federasyon haline geldi.
1923 yılında TİCİ bünyesinde kurulmuş olan Okçuluk Federasyonu, 1962’den sonra faaliyetlerini bağımsız bir federasyon olarak sürdürmeye başlamış ve ilk federasyon başkanlığına Fazıl Özok Getirilmiştir. Paris’te yapılan 1962 Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda, Yücel Cavkaytar, gençler kategorisinde şampiyon olarak uluslar arası alanda önemli bir başarı elde etmiştir. Aynı şampiyonada Cemal Değirmenciler de büyükler uzun mesafe atışında Avrupa Şampiyonu olmuştur.
1982 yılında Okçuluk Federasyonu kapatılarak atıcılık federasyonuna bağlanmış, ancak 1983 yılında yeniden kurularak başkanlığına, Dr. Uğur Erdener getirilmiştir. Aynı yıl İzmir’de ilk kez organize edilen Balkan Şampiyonası’nda okçularımız, bayanlar ve erkeklerde ikinci olma başarısını göstermişlerdir. 1985’te Atina’da yapılan Balkan Okçuluk Şampiyonası’nda Türk bayan takımı Balkan Şampiyonluğu’nu kazanırken, Elif Ekşi 50 m atışlarında Balkan rekoru kırmıştır. Elif Ekşi’nin başarıları 1986 yılında İspanya ve Kanada’da sürmüştür.
1990 yılında Okçuluk Bayan Milli Takımımız Barselona’da Avrupa 3. sü, 1991’de ise Zehra Öktem Kravkov’da Dünya 3.sü olmuştur. 1991’in Aralık ayında sisteme uygun olarak ilk kez İzmir’de Türkiye Salon Okçuluk Şampiyonası düzenlenmiş, 1992 Barselona Olimpiyat Oyunları’nda Bayan Milli Takımımız 6. lığı elde etmiştir. 1993’ün Eylül ayında Dünya Okçuluk Şampiyonası 54 ülkenin katılımıyla Türkiye’de ilk kez Antalya’da organize edilmiştir, Akdeniz Oyunları’nda Necla Babaş, Elif Ekşi ve Natalia Nasaridze’den kurulu bayan takımımız gümüş madalya kazanmıştır. 1994’de Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda Elif Altınkaynak, Elif Ekşi, Zehra Öktem’den oluşan Bayan Milli Takımı, ilk turda 246 puanla Avrupa Rekorunu da kırarak takım halinde üçüncü olmuş ve bronz madalya elde etmiştir. Aynı yıl Atina’da Balkan Şampiyonası’nda sporcularımız, 6 altın 4 gümüş 2 bronz madalya almış ve tüm kategorilerde Balkan şampiyonu olmuştur. 1995 yılında İngiltere’nin Birmingham kentinde yapılan Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ise bayan okçumuz Natalia Nasaridze, iki dünya rekoru kırarak bronz madalya kazanmıştır. Nisan ayında ABD’de düzenlenen Uluslar arası Okçuluk Kupası’nda, bayan milli takımımız 14 takım arasından şampiyon olmayı başarmıştır.
----------------------------------

bravenet.com